DopaLive Logo
DopaLive
Blog'a Dön
14 dk okuma9 Ocak 2026
Nöroçeşitli Bir Öğrenci Olarak Üniversiteye Geçiş Nasıl Yönetilir?

Nöroçeşitli Bir Öğrenci Olarak Üniversiteye Geçiş Nasıl Yönetilir?

Özet: Üniversiteye geçiş, özellikle DEHB ve diğer nöroçeşitli profiller için yürütücü işlevler, rutinler ve öz düzenleme açısından daha zorlayıcı olabilir. Doğru destekleri erkenden bulmanız, kampüse hazırlanmanız ve size uyan sistemler kurmanız bu süreci daha yönetilebilir hale getirebilir.

Evden ayrılmak ve üniversite hayatına başlamak, hemen herkes için stresli bir geçiştir. Bir anda, iyi hissetmek ve günlük hayatı sürdürmek için gereken pek çok “yetişkin” sorumluluğu yapılacaklar listenize eklenir. Üstelik bunlara akademik beklentiler, sosyal ilişkiler ve yeni bir çevreye uyum sağlama çabası da eşlik eder.

Nöroçeşitli bir öğrenciyseniz, bu geçiş daha da karmaşık hissedilebilir. DEHB, OSB ve diğer nöroçeşitli profiller, değişim dönemlerinde kendine özgü zorluklar yaşayabilir. Üniversiteye başlamak, aynı anda birçok yeni düzen, beklenti ve karar anlamına gelir. Yine de doğru stratejilerle bu süreci daha sağlam yönetmeniz mümkündür. Önemli olan, her şeyi tek başınıza çözmeye çalışmak yerine size uygun destekleri ve sistemleri erkenden kurmanızdır.

  • Destekleri araştırın: Üniversitenizin sunduğu hizmetleri önceden öğrenin.
  • Hazırlığı erkene alın: Son dakikaya kalmamak, geçiş stresini azaltır.
  • Kampüsü tanıyın: Fiziksel çevreye aşina olmak belirsizliği azaltabilir.
  • DEHB koçluğunu değerlendirin: Günlük yapı ve hesap verebilirlik için destek sağlayabilir.
  • Kendinize uygun sistemler kurun: Zaman yönetimi, çalışma alanı ve rutinler kişisel olmalıdır.

Mevcut destekleri nasıl anlayabilirsiniz?

Üniversiteye geçişte yalnız olmadığınızı hatırlamanız önemli. Ancak nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, süreç kısa sürede bunaltıcı gelebilir. Bu da kendinizi tek başınıza kalmış gibi hissetmenize yol açabilir.

Neyse ki nöroçeşitlilik konusundaki farkındalık arttıkça, üniversiteler de öğrenci destek hizmetlerini geliştirmeye başladı. Pek çok kurum artık nöroçeşitli öğrenciler için daha hedefli ve daha erişilebilir destekler sunuyor.

Bir okul seçerken hangi destek seçeneklerinin bulunduğunu araştırmanız faydalı olabilir. Çünkü bazı kurumlar bu konuda doğal olarak daha hazırlıklıdır. Okul başlamadan önce destek birimleriyle iletişime geçmeniz, konaklama düzenlemeleri, öğrenme ihtiyaçları ve kişiye özel hizmetler hakkında daha net bilgi almanızı sağlar.

Öneri: Okul başlamadan önce proaktif olun. Bu geçişte kendinize mümkün olan en iyi başlangıcı vermek için üniversitenin ilgili birimleriyle görüşün.

Kendinize neden bolca hazırlık süresi tanımalısınız?

Türkiye’de genellikle YKS ve yerleştirme sonuçlarının ardından hazırlık süreci başlar. Dersler başlamadan önce elinizde, ihtiyaç duyacağınız eşyaları, bilgileri ve düzenleri toparlamak için sınırlı ama değerli bir zaman olur. Yazın tadını çıkarmak istemeniz çok doğal olsa da, başlangıç tarihi yaklaştıkça acele etmek zorunda kalmamak için hazırlığa erken başlamak işinizi kolaylaştırır.

Önceliklendirme ve zaman yönetimi, DEHB’li birçok kişinin zorlandığı alanlardır. Ancak üniversitede başarılı olmanız için bu beceriler oldukça önemlidir. Bu yüzden ilk döneme hazırlanırken farklı zaman yönetimi yöntemlerini denemeniz, size gerçekten uyan sistemi bulmanıza yardımcı olabilir.

Aşağıdaki alanlarda küçük denemeler yapabilirsiniz:

  • Takvim kullanımı: Dijital takvim mi, kâğıt ajanda mı size daha iyi geliyor?
  • Hatırlatıcılar: Alarm, bildirim veya görsel notlar daha etkili olabilir.
  • Görev bölme: Büyük işleri küçük ve net adımlara ayırmak yükü azaltabilir.
  • Rutin kurma: Sabah, ders öncesi ve akşam rutinleri geçişleri kolaylaştırabilir.

Kampüse neden önceden aşina olmalısınız?

İlk dönem başlamadan önce kampüsü görmeniz, üniversiteye uyumu kolaylaştırabilir. Güvendiğiniz bir arkadaşınızla, aile üyenizle ya da tek başınıza kısa bir ziyaret planlamak bile fark yaratabilir. Fiziksel çevreyi önceden tanımak, belirsizliği azaltır ve ilk günlerdeki yükü hafifletir.

Dersler başladıktan sonra işleri çözmek için daha az boş zamanınız olur. Bu yüzden sınıfların, kütüphanenin, yemekhanelerin ve destek birimlerinin nerede olduğunu önceden bilmek size rahatlık sağlayabilir.

Kampüs ziyareti sırasında şunlara bakabilirsiniz:

  • Destek birimleri: Öğrenci işleri, danışmanlık ve erişilebilirlik ofisleri nerede?
  • Çalışma alanları: Sessiz alanlar, kütüphane ve ortak çalışma noktaları uygun mu?
  • Günlük ihtiyaçlar: Yemek, ulaşım ve temel ihtiyaçlar için seçenekler neler?
  • Sosyal ortam: Kampüsün temposu ve genel atmosferi size nasıl hissettiriyor?

DEHB koçluğu üniversite geçişinde nasıl yardımcı olabilir?

DEHB koçluğu, üniversiteye geçiş yapan nöroçeşitli öğrenciler için değerli bir destek olabilir. Bir DEHB koçu, günlük yapı kurma, hesap verebilirlik geliştirme ve kişiselleştirilmiş stratejiler oluşturma konusunda size eşlik edebilir.

DEHB koçluğu şu alanlarda destek sağlayabilir:

  • Zaman yönetimi: Daha işleyen planlama ve organizasyon sistemleri kurmanıza yardımcı olabilir.
  • Çalışma rutinleri: Öğrenme stilinize uygun ders çalışma düzenleri oluşturabilirsiniz.
  • Öz savunma becerileri: Profesörlerle iletişim kurma ve kampüs kaynaklarına erişme konusunda güçlenebilirsiniz.
  • Çalışma alanı: DEHB dostu bir çalışma alanı belirlemeniz veya kurmanız kolaylaşabilir.
  • Sosyal uyum: Yeni bir ortamda yaşanan sosyal zorlukları daha iyi yönetebilirsiniz.
  • Stres yönetimi: Akademik baskıyla ilişkili stres ve kaygıyı düzenlemek için araçlar geliştirebilirsiniz.
  • Denge kurma: İş, ders ve kişisel yaşam arasında daha sağlıklı bir denge oluşturabilirsiniz.
  • Odaklanma: Derslerde ve çalışma oturumlarında dikkatinizi sürdürmek için yöntemler deneyebilirsiniz.
  • Hedef takibi: Hedef belirleyip bunlara ulaşmak için uygulanabilir planlar kurabilirsiniz.

Bir DEHB uzmanı ile çalışmak, üniversite yolculuğunuz boyunca hem akademik hem kişisel olarak daha güvende hissetmenize yardımcı olabilir. Üniversiteniz nöroçeşitli öğrenciler için yeterli destek sunmuyorsa, çevrimiçi bir DEHB koçu ile çalışmak erişilebilir bir seçenek olabilir.

Geçişi yönetmenin tek bir doğru yolu var mı?

Üniversiteye geçişi yönetmek için herkese uyan tek bir yöntem yoktur. Sizin için işe yarayan sistem, başka biri için işe yaramayabilir. Bu yüzden farklı stratejileri denemeniz ve size iyi gelenleri korumanız önemlidir.

Kampüsteki desteklerden, çevrenizdeki insanlardan ve gerekiyorsa harici DEHB danışmanı veya koçluk desteğinden yararlanarak kendinizi daha sağlam bir başlangıca hazırlayabilirsiniz.

Yeni hayata uyum sağlarken neler değişir?

Üniversiteye adım atmak ve hazırlık sürecini tamamlamak işin sadece bir kısmıdır. Asıl mesele, yeni sorumluluklar ve özgürlüklerle birlikte gelen değişimi nasıl yöneteceğinizdir. DEHB’li bir beyin, yapısal destekler ortadan kalktığında bu süreci daha farklı yaşayabilir.

Alıştığınız düzenler geride kaldığında, günlük hayatı sürdürmek için daha fazla öz düzenleme gerekebilir. Bu da geçişi yalnızca heyecan verici değil, aynı zamanda yorucu hale getirebilir.

DEHB üniversitede neden farklı görünebilir?

Üniversiteyi düşününce akla çoğu zaman yurt odaları, yeni arkadaşlıklar, ilgi çekici dersler ve bağımsızlık gelir. Ders saatleri, kulüpler ve yeni sosyal çevreler gibi kararlar da bu tabloya eklenir. Ancak DEHB’niz varsa, bu geçişin yürütücü işlevler üzerinde daha ağır bir yük yaratabileceğini gözden kaçırmanız kolaydır.

İlk dönem başladığında her şey bir anda üstünüze gelmiş gibi hissedebilirsiniz. Derslere zamanında yetişmek zorlaşabilir. Eşyaları düzenli tutmak, harcamaları takip etmek ve temel ihtiyaçları planlamak beklediğinizden daha fazla enerji isteyebilir.

Bu zorluklar şunlar gibi görünebilir:

  • Derse yetişememek: Geç kalmak veya dersi kaçırmak, konulardan kopmayı hızlandırabilir.
  • Dağınıklık: Ortak yaşam alanlarında düzen kurmak düşündüğünüzden zor olabilir.
  • Para yönetimi: Harcamaları izlemek ve gerekli ihtiyaçlara bütçe ayırmak güçleşebilir.
  • Günlük işleri sürdürmek: Çamaşır, yemek, uyku ve ödev takibi aynı anda yük bindirebilir.

Bu neden olur ve “yetişkin olmak” neden bu kadar zor gelebilir?

Üniversiteye taşınmadan önce aileyle yaşıyorsanız, günlük hayatta görünmeyen pek çok destek almış olabilirsiniz. Birinin çamaşırı hatırlatması, ödevleri sorması ya da önemli tarihleri takip etmesi, aslında büyük bir yükü sizin yerinize taşıyor olabilir. Ayrıca evdeki kurallar da davranışları düzenleyen bir çerçeve sunar.

Üniversiteye geçtiğinizde bu yapı bir anda ortadan kalkabilir. Daha önce sizi ayakta tutan dış destekler azalınca, yürütücü işlevlerdeki zorlanmalar daha görünür hale gelir. Bu yüzden bazı belirtiler sanki yeni başlamış gibi hissedilebilir. Oysa çoğu zaman olan şey, belirtilerin artık gizlenememesidir.

İşlerin zor hissettirmesinin bazı nedenleri şunlar olabilir:

  • Rutin değişikliği: Yeni yer, yeni insanlar ve yeni beklentiler aynı anda geldiğinde hayat altüst olmuş gibi hissedilebilir.
  • Dikkat dağıtıcılar: Yeni çevre, sosyal fırsatlar ve sürekli uyaranlar odaklanmayı daha da zorlaştırabilir.
  • Hesap verebilirliğin azalması: Kimse sizi kontrol etmiyorsa, eğlenceli seçimleri yapmak sorumlu seçimlerden daha kolay hale gelebilir.
  • Eksik beceriler: Yemek yapmak, bütçe yönetmek, sınır koymak veya ortak yaşamı sürdürmek gibi beceriler henüz oturmamış olabilir.

Geçişi nasıl kolaylaştırabilirsiniz?

İyi haber şu: Bu süreç zor olabilir ama yönetilemez değildir. Üniversite hayatına uyum sağlamak hızlı ve kusursuz ilerlemeyebilir. Yine de doğru farkındalık ve destekle süreci daha sürdürülebilir hale getirebilirsiniz.

Aşağıdaki adımlar, geçişi biraz daha yumuşatmanıza yardımcı olabilir.

1. Kendiniz hakkında daha fazla bilgi edinin

Karşılaşacağınız yeni taleplere hazırlanmak için mevcut alışkanlıklarınızı ve beklentilerinizi fark etmeniz gerekir. İşlerin kendiliğinden yoluna gireceğini varsaymak yerine, neyin zorlandığını daha net görmeye çalışın. Öz farkındalık, çözüm üretmenin başlangıcıdır.

Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

  • Sabah rutini: Zamanında kalkıp derse gitmek için neye ihtiyacım var?
  • Sosyal denge: Sosyal etkinlikler ders hazırlığımı aksatıyor mu?
  • Ev işleri: Çamaşır, yemek ve temizlik için hangi günler daha gerçekçi?
  • Telefon kullanımı: Yatma saatinde ekranda kalmamı ne tetikliyor?

Bu sorular, eksik becerilerinizi veya henüz fark etmediğiniz ihtiyaçlarınızı görmenize yardımcı olabilir. Örneğin şunları düşünmek faydalı olabilir:

  • Süre tahmini: Görevlerin ne kadar süreceğini gerçekçi tahmin edebiliyor muyum?
  • Önceliklendirme: Dinlenme, sosyalleşme ve çalışma arasında denge kurabiliyor muyum?
  • Plan takibi: Takvim veya programı gerçekten kullanıyor muyum?
  • Dürtü kontrolü: Sağlıklı alışkanlıkları sürdürmemi ne destekliyor, ne bozuyor?

2. Gelişim zihniyetini koruyun

Üniversiteye geçiş beklediğinizden zor olduysa, bunu geri çevirmek için geç kalmış sayılmazsınız. Kötü geçen bir dönem ya da yıl, her şeyin bittiği anlamına gelmez. İlerleme çoğu zaman mükemmel başlangıçlarla değil, yeniden denemeyle gelir.

Zorlukları inkâr etmeden, işlerin daha iyiye gidebileceğini kendinize hatırlatabilirsiniz. Örneğin:

  • “Hiçbir yere zamanında yetişemiyorum.” Kapıdan çıkmayı kolaylaştıran şeyleri öğrenmem gerekiyor.
  • “Profesörü dinleyemiyorum.” Derste odaklanmama yardımcı olacak araçlar bulmam gerekiyor.
  • “Çabuk sinirleniyorum, insanlar beni asla sevmeyecek.” O anda sakinleşmenin işe yarayan bir yolunu henüz bulamadım.

3. Destek sisteminizi bulun

Üniversitede her şeyi tek başınıza yürütmek zorunda değilsiniz. Doğru insanlar ve doğru araçlar, yükü ciddi biçimde hafifletebilir. Destek sistemi bazen resmi bir birim, bazen bir arkadaş grubu, bazen de profesyonel bir destek olabilir.

Şu seçenekleri değerlendirebilirsiniz:

  • Oda arkadaşları: Zorluklarınızı ve planlarınızı paylaşarak karşılıklı destek zemini kurabilirsiniz.
  • Akademik danışman: Size uygun ders ve profesör yapıları hakkında fikir verebilir.
  • Özel ders programları: Ders içeriği kadar çalışma stratejileri konusunda da destek sunabilir.
  • Çalışma grupları: Haftalık düzenli çalışma seansları hesap verebilirlik sağlayabilir.
  • Çevrimiçi topluluklar: Benzer deneyimler yaşayan öğrencilerle bağlantı kurabilirsiniz.
  • DEHB koçu: Dönem boyunca size özel plan oluşturma ve takip desteği sunabilir.
  • Erişilebilirlik birimleri: Uyum düzenlemeleri ve resmi destekler hakkında bilgi verebilir.
  • Teknolojik araçlar: Zaman yönetimi, not alma ve organizasyon için uygulamalar yardımcı olabilir.

DEHB ile üniversiteye başarılı bir geçiş mümkün mü?

Evet, mümkün. DEHB’li öğrenciler için üniversiteye geçiş zorlayıcı ve zaman zaman bunaltıcı olabilir. Özgürlük ve bağımsızlık arttıkça, daha önce görünmeyen yürütücü işlev zorlukları belirginleşebilir. Aile ve lise dönemindeki yapı ortadan kalktığında bu yük daha da hissedilebilir.

Yine de bu yolun engebeli olması, aşılmaz olduğu anlamına gelmez. Öz farkındalık geliştirmeniz, destek istemeniz ve size uygun sistemler kurmanız bu süreci daha yönetilebilir hale getirebilir. Amaç kusursuz olmak değil, sizin için sürdürülebilir olanı bulmaktır.

Akademik çalışma alanınızı neden yeniden düşünmelisiniz?

Geçişin psikolojik ve organizasyonel tarafını yönetirken, akademik başarıyı destekleyecek fiziksel bir alan kurmanız da önemlidir. Çünkü DEHB yalnızca içsel bir deneyim değildir; çevreden gelen uyaranlarla da yakından ilişkilidir. Çalışma alanınız, odaklanma ve devamlılık üzerinde düşündüğünüzden daha büyük etki yaratabilir.

DEHB dostu bir çalışma alanı nasıl yaratılır?

DEHB’li bireyler neden ders çalışmakta zorlanabilir?

Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Ancak DEHB’nin yürütücü işlevleri etkilediği bilinir. Bu alan; hedef belirleme, planlama, hafıza, odaklanma ve görevi sürdürme gibi ders çalışmak için ihtiyaç duyduğunuz becerileri kapsar.

Bu yüzden çevrenizi düzenlemek önemlidir. Çevre; konsantrasyon, motivasyon, hatırlama ve fikir üretme üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Çalışma alanınızı bilinçli biçimde düzenlemek, üniversite hayatında işinizi kolaylaştırabilir.

İpucu 1: Alanı koruyun

Çalışma alanınızın mümkün olduğunca kasıtlı olması faydalıdır. Defter ve bilgisayarla kanepeye geçmek kolay gelebilir, ama beyin kanepeleri çoğu zaman dinlenme ve eğlenceyle ilişkilendirir. Aynı durum yatak için de geçerlidir. Beyninize “burada çalışılır” mesajını veren bir alan oluşturmanız, odaklanmayı kolaylaştırabilir.

Alanı dikkat dağıtıcılardan korumak da önemlidir. Telefon, gelip geçen insanlar veya sürekli bölünmeler sizi görevden uzaklaştırabilir.

Şunları deneyebilirsiniz:

  • Yatak kullanıyorsanız: Uyuduğunuz bölümden farklı bir noktada oturun.
  • Kanepede çalışıyorsanız: Normalde dinlendiğiniz yerden farklı bir köşe seçin.
  • Ortak alan kullanıyorsanız: Ev arkadaşlarınızla belirli saatler konusunda konuşun.
  • Telefon dikkat dağıtıyorsa: Sessize alın, başka odaya koyun veya uygulama engelleyici kullanın.

İpucu 2: Alanı esnek hale getirin

Her görev aynı ortamda iyi ilerlemez. Bir metin okuyacaksanız daha rahat bir alan isteyebilirsiniz. Yazı yazacaksanız masa daha işlevsel olabilir. Büyük resmi görmek istiyorsanız geniş bir yüzey veya tahta işinize yarayabilir.

Göreve göre alan seçmek, “neden çalışamıyorum?” hissini azaltabilir. Çünkü sorun bazen siz değil, yaptığınız işe uymayan ortamdır.

Şu seçeneklere bakabilirsiniz:

  • Kütüphane odaları: Sessiz ve odaklı çalışma için uygun olabilir.
  • Prizli alanlar: Bilgisayarla çalışıyorsanız teknik ihtiyaçları önceden düşünün.
  • Kampüs içi ortak alanlar: Farklı enerji seviyelerine uygun ortamlar sunabilir.
  • Arkadaş önerileri: Başkalarının verimli bulduğu alanları denemek işe yarayabilir.

İpucu 3: Alanı temiz tutun

Dağınıklık, görsel dikkat dağıtıcılardan biridir. Bitmemiş işleri sürekli göz önünde tutmak, zihinsel yükü artırabilir. DEHB ile en önemli olana odaklanmak zaten zorken, çevredeki fazlalıklar bunu daha da güçleştirebilir.

Ama hedefiniz kusursuz bir masa olmamalı. Daha gerçekçi hedef, çalışmaya başlamadan önce alanı iş görecek kadar düzenlemektir.

Bunun için şunları deneyebilirsiniz:

  • Tek görev kuralı: Aynı anda yalnızca bir ödevin materyalini masada tutun.
  • Kısa toplama süresi: Başlamadan önce 10 dakikalık zamanlayıcı kurun.
  • Kapanış rutini: İş bitince 5 dakikalık toparlama yapın.
  • Klasör sistemi: Dağınık kâğıtları belirli bir yerde toplayın.

İpucu 4: Motivasyonunuzu görünür hale getirin

DEHB ile motivasyonu sürdürmek zor olabilir. Bazen görevin neden önemli olduğunu göz önünde tutmak, devam etmeyi kolaylaştırır. Sizi hedefinize bağlayan küçük bir görsel hatırlatıcı, çalışma alanında işe yarayabilir.

Örneğin şunları kullanabilirsiniz:

  • Fotoğraf: Size önemli bir amacı hatırlatabilir.
  • Hedef notu: Dönem hedefinizi görünür bir yere yazabilirsiniz.
  • Kısa alıntı: Dayanıklılığı veya çabayı hatırlatan bir cümle motive edebilir.

İpucu 5: Duygusal olarak göreve hazır hissetmenizi sağlayan unsurları düşünün

Bazen sorun yalnızca masa veya sandalye değildir. Aydınlatma, ses, sıcaklık ve renk gibi unsurlar da çalışma deneyiminizi etkileyebilir. Kendinizi göreve duygusal olarak hazır hissetmeniz, başlamayı ve sürdürmeyi kolaylaştırabilir.

Dikkat edebileceğiniz unsurlar şunlar olabilir:

  • Aydınlatma: Göz yorgunluğunu azaltan ve sizi uyanık tutan ışık tercih edin.
  • Ses: Sessizlik, arka plan sesi veya müzikten hangisinin size iyi geldiğini test edin.
  • Sıcaklık: Çok sıcak ya da çok soğuk ortamlar dikkatinizi bozabilir.
  • Renkler: Bazı renkler enerji, sakinlik veya odak hissini etkileyebilir.

İşler kötü gittiğinde ne yapabilirsiniz?

İdeal çalışma alanını kurmuş, kampüs desteklerini bulmuş ve elinizden geleni yapmış olabilirsiniz. Yine de bazen planlar aksar, ödevler birikir ve dönem kontrolden çıkmış gibi hissedilebilir. Böyle anlarda amaç kendinizi suçlamak değil, yeniden yön bulmaktır.

Dönemi tersine çevirmek için 5 adım

Okul sizden aynı anda çok şey isteyebilir. Ödevler, programlar, sınavlar ve öncelikler üst üste geldiğinde “bu bana göre değil” diye düşünmek kolaydır. Ama dönem kötü gidiyor diye her şey bitmiş olmaz. Kontrolü küçük adımlarla yeniden kurabilirsiniz.

1. Durumu kabul edin

İlk adım, içinde bulunduğunuz durumu inkâr etmemektir. “Şunu yapmalıydım” ya da “neden böyle oldu” düşüncelerine saplanıp kalmak sizi harekete geçirmez. Olan olduysa, şimdi sıradaki adıma bakmak gerekir.

Kabul etmek, vazgeçmek değildir. Sadece enerjinizi geçmişe değil, bundan sonra yapabileceklerinize yöneltmektir.

2. Hasarı değerlendirin

Panik yapmak yerine neyin biriktiğini netleştirin. Her şeyi aynı anda çözmeniz gerekmez. Önce tabloyu görmeniz gerekir.

Şöyle ilerleyebilirsiniz:

  • Ana liste çıkarın: Tamamlanması gereken tüm işleri yazın.
  • Son tarihleri ekleyin: Hangi işin ne zaman teslim edileceğini görün.
  • Ağırlığı yüksek işleri belirleyin: Notu en çok etkileyen görevlere öncelik verin.
  • Telafi seçeneklerini araştırın: Uzatma, ek puan veya telafi imkânı olup olmadığını sorun.

3. Bir program oluşturun

Büyük ödevleri küçük parçalara ayırmak, bunaltıyı azaltır. Burada geriye doğru planlama işe yarayabilir. Teslim tarihinden başlayıp bugüne doğru adımları bölmek, neyi ne zaman yapacağınızı daha görünür hale getirir.

Örneğin bir yazı ödevi için şu tür adımlar oluşturabilirsiniz:

  • İlk gün: Ölçütleri okuyun ve soruları netleştirin.
  • İkinci gün: Kaynakları okuyup not çıkarın.
  • Üçüncü gün: Ana fikirleri maddelere ayırın.
  • Dördüncü gün: Taslağı yazın ve düzenleyin.
  • Son gün: Son kontrolü yapıp teslim edin.

4. Programları birleştirin

Birden fazla ders ve ödev olduğunda, her biri için ayrı plan yapmak yetmez. Bunları tek bir haftalık görünümde birleştirmeniz gerekir. Böylece o gün gerçekten hangi görevleri yapmanız gerektiğini daha net görebilirsiniz.

Bu aşamada şunlar yardımcı olabilir:

  • Günlük görünüm: Her güne sınırlı sayıda net görev yazın.
  • Zaman blokları: Çalışma, mola ve geçiş sürelerini ayırın.
  • Enerji uyumu: Zor işleri daha uyanık olduğunuz saatlere koyun.
  • Hatırlatıcılar: Sınav, teslim ve hazırlık saatleri için alarm kurun.

5. Bunaltıyla savaşın

Liste gözünüze korkutucu görünebilir. Bu çok normal. Ama bütün haftayı aynı anda taşımaya çalışmanız gerekmez. Sadece bugünün adımlarına odaklanmanız, yükü daha yönetilebilir hale getirir.

İlk göreve başlayamıyorsanız kısa bir mola verin ya da ikinci göreve geçin. Elinizden gelenin en iyisi mükemmel görünmeyebilir. Yine de bitiş çizgisine küçük adımlarla yaklaşmak, hiç ilerlememekten çok daha değerlidir.

Sonuç

Üniversiteye geçiş, nöroçeşitli öğrenciler için daha fazla planlama, destek ve öz farkındalık gerektirebilir. Ancak bu, başarılı bir geçiş yapamayacağınız anlamına gelmez. Size uygun sistemleri kurmanız, destek istemeniz ve küçük adımlarla ilerlemeniz bu dönemi daha sürdürülebilir hale getirebilir.

Her şeyin bir anda oturmasını beklemek yerine, sizin için çalışan düzeni zaman içinde inşa etmeye odaklanın. Bazen en büyük farkı, mükemmel planlar değil, tekrar tekrar dönebildiğiniz basit sistemler yaratır.

Alperen Demirdöğer

Yazar

Alperen Demirdöğer

Kurucu & CEO, DopaLive

Alperen, 20 yılı aşkın süredir DEHB tanısıyla yaşamanın getirdiği tecrübeyle Türkiye'de uygun fiyatlı ve erişilebilir DEHB uzmanlığı sunmak amacıyla DopaLive'ı kurdu.

İlgili Yazılar

DEHB Rehberinde Daha Fazlası

Bu konuyu derinlemesine incele

Doppa

DEHB haritanı keşfetmeye hazır mısın?

Erken erişime katıl, hazır olduğumuzda ilk sana haber verelim.

Community member avatar
Community member avatar
Community member avatar
Community member avatar

DopaLive ile nöroçeşitliliğini kucaklayan ve hedeflerine ulaşan 10.000+ bireyin bulunduğu bir topluluğun parçası olun.